Kuraklığın, iklim krizinin ve artan gıda güvenliği kaygısının dünya tarımını yeniden şekillendirdiği bir dönemde, Türkiye küresel pazara stratejik bir teknolojiyle çıktı. Türkiye’nin son yıllarda yüksek teknoloji üretiminde yakaladığı ivme, tarım alanında da yerli ve yüksek katma değerli çözümlerle yeni bir boyut kazanıyor.
Su kaynaklarının hızla azaldığı, tarımsal üretimin giderek daha karmaşık hale geldiği bir dünyada, tarımın geleceği üretim kapasitesinden çok kaynakların ne kadar verimli yönetildiği ile belirlenecek. Türkiye’nin uzun yıllara dayanan bilimsel birikimini endüstriyel üretim kabiliyetiyle birleştiren ANT Systems (Agricultural Nano Technology Systems), tarımın geleceğinde yalnızca bir oyuncu değil, oyunun kurallarını belirleyen aktörlerden biri olmaya aday.
Seri üretime geçildiSabancı Üniversitesi mühendislik ve doğa bilimleri fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul’da kurulan yıllık 3.000 ton kapasiteli yerli üretim tesisinde 16 Mayıs’ta yapılacak açılışla seri üretime alınıyor.
Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hâlâ laboratuvar aşamasında araştırılan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu önderliğinde Can Yurdakul, Dr. Senem Seven, Yeşim Zorbacı ve Dr. Utku Seven tarafından kurulan ANT Systems, bu alanda küresel ölçekte sayılı oyunculardan biri olarak öne çıkıyor.
Toprağı suyla yöneten teknolojiŞirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. Kendi ağırlığının 1.800 katına kadar suyu absorbe edebilen ve İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak geliştirilen teknoloji tarımda;
• Sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor,
• Tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor,
• Gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor.
NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak kullanılıyor.
Laboratuvardan endüstriye: Türkiye’nin ayırt edici kırılmasıSeries A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3.000 ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirket, akademik bilgiyi doğrudan üretim hattına dönüştürmesiyle Türk teknoloji ekosisteminde ayrışıyor.
Şirketin sahip olduğu ve küresel patent hakları kendisinde bulunan teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Bu durum, ANT Systems’in fikri mülkiyet havuzunun küresel ölçekte ne kadar stratejik bir varlık haline geldiğini ortaya koyuyor.
Şirketin teknolojik temeli, Türkiye’nin nanoteknoloji alanındaki en önemli bilimsel altyapılarından Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor. Sabancı Innovent ise kurucu ekosistemde yatırım, ticarileşme ve küresel açılım süreçlerinde aktif rol üstleniyor.
Tek ürün değil, entegre bir teknoloji ailesiŞirketin ürün portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Şirketin portföyünde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor.
Kurucu ortaklardan açıklamalarProf. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu (Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO):
“Türkiye’nin malzeme bilimi ve polimer teknolojilerinde 45 yıllık ciddi bir bilimsel birikimi var. Bu birikimi laboratuvar raflarında bırakmadık; suyun, gübrenin ve tarımsal girdilerin toprak içindeki davranışını moleküler seviyede yönetebilen bir teknolojiye dönüştürdük. Bugün dünyanın birçok gelişmiş ülkesinin hâlâ araştırma aşamasında olduğu bir alanda Türkiye, sahada üreten ve ihraç eden ülke konumuna geçmiştir.”Can Yurdakul (Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO):
“Mesele artık daha fazla üretmek değil; sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek.”Ömer Faruk Tanrıverdi (Ortak ve Chief External Affairs Officer):
“Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim — dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikâyesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin en somut göstergelerinden biri. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz.”Yönetim ve Ar-Ge Ekibi• Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu – Kurucu Ortak, Yönetim Kurulu Başkanı & CTO
• Can Yurdakul – Kurucu Ortak, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı & CEO
• Dr. Senem Seven – Kurucu Ortak & Chief Innovation Officer
• Yeşim Zorbacı – Kurucu Ortak & Chief Research Officer
• Dr. Utku Seven – Kurucu Ortak & Chief Production Technology Officer
• Dr. Eren Şimşek – Ortak & Chief Technical Operations Officer
• Can Arslan – Ortak & Chief Commercial Officer
• Ömer Faruk Tanrıverdi – Ortak & Chief External Affairs Officer (CEAO)
Küresel yapıİstanbul’da Ar-Ge ve üretim altyapısına, Hollanda Lahey’de uluslararası ofisine ve ANT Systems Holding B.V. çatısına sahip olan şirket, Avrupa merkezli küresel büyüme stratejisini sürdürüyor.
ANT Systems; Güler Sabancı, Ünlü Portföy Yönetimi A.Ş., BloomTech Capital B.V. (Hollanda & Umman), Foton Holding B.V. (Hollanda), Akça Holding, HEK Yatırım A.Ş. ve The Porte Global Affairs A.Ş. gibi kurumsal yatırımcıların yanı sıra Dilara Kaya Karadeniz, Orhan Tağı, Erman Yurdakul ve Can Güneri’nin yer aldığı güçlü bir yatırımcı yapısı tarafından destekleniyor.Read More





