AMSTERDAM – Avrupa’da tarımsal ilaçlara yönelik yasal düzenlemelerin sıkılaşması ve zararlıların kimyasal pestisitlere karşı direnç kazanması, seracılık sektörünü yeni arayışlara itiyor. Hollanda’da sera işletmelerini ve tarım teknolojisi tedarikçilerini bir araya getiren yenilikçi bir konsorsiyum, sebze üretiminde kimyasal ilaç kullanımını en aza indirmek amacıyla büyük bir projeye imza attı. Örtü altı tatlı biber üretimine odaklanılan ilk aşamada, geleneksel koruma yöntemlerinin yetersiz kaldığı alanlarda biyolojik çözümler test edildi.
Proje ortakları; mevcut entegre bitki koruma stratejilerinin korumakta yetersiz kaldığı yeşil şeftali yaprak biti, istilacı trips türleri ve tırtıllar gibi yüksek riskli zararlıları takibe aldı. Ticari sera ortamında son iki sezon boyunca aralıksız sürdürülen denemelerde, bu tehditlere karşı geliştirilen biyolojik mücadele yöntemlerinin saha performansı ölçüldü.
Yaprak Bitine Karşı “Banka Bitki” ve Parazit Arı Formülü
Süreçte özellikle, eski kimyasal ilaçlara karşı bağışıklık geliştiren ve çok daha agresif şekilde çoğalan yeşil şeftali yaprak biti (Myzus persicae) popülasyonuna odaklanıldı. Projenin ana paydaşlarından tarımsal biyoteknoloji firması Koppert, yapılan ticari sera denemelerinde farklı biyolojik ajan kombinasyonlarının zararlıyı baskılamadaki başarısının resmen doğrulandığını açıkladı.
2025 yılının son döneminde gerçekleştirilen demonstrasyonlarda, yaprak biti yoğunluğunu ekonomik zarar eşiğinin altında tutabilmek amacıyla parazit arılar ve “banka bitki” sistemlerini içeren önleyici (preventif) stratejiler uygulandı. Bölgesel zararlı patlamalarının yaşandığı alanlarda ise ek parazitoidler devreye sokuldu. Biyolojik savunma kalkanı kapsamında tırtıllara karşı nematodlar; trips ve kırmızı örümceklere karşı yırtıcı böcekler ile akarlar konumlandırılırken, mahsul direncini artırmak amacıyla özel mikrobiyolojik preparatlardan yararlanıldı.
Kimyasal İlaçlara Ek Değil, Tam Döngü Biyolojik Koruma
Zararlı baskısının en üst noktaya ulaştığı kış ve sezon başı iklim koşullarında yapılan simülasyon testlerinde, biyolojik yönetim sisteminin uygulandığı bitkiler sağlıklı yapısını korurken, hiçbir koruma uygulanmayan kontrol grubu mahsuller ciddi düzeyde zarar gördü. Proje direktörleri, bu girişimin temel amacının biyolojik sistemleri kimyasal ilaçların bir alternatifi veya eki olarak görmek yerine, tüm yetiştirme döngüsünü kapsayan ana üretim modeli haline getirmek olduğunu vurguluyor. Geleneksel reaktif (sorun çıktığında müdahale eden) yöntemlerin aksine bu model, önleyici mahsul yönetimini ve serada çok daha titiz bir dijital izleme sürecini zorunlu kılıyor.
Hollanda merkezli yürütülen bu pilot projede Harvest House, Growers United ve The Greenery gibi ülkenin en büyük üretici organizasyonlarının yanı sıra Rijk Zwaan ve van Iperen gibi küresel tarım devleri ortak olarak yer alıyor. Projenin nihai hedefi, Avrupa genelinde sıkılaşan çevre yasaları karşısında seracılık işletmelerinin rekabet gücünü koruyacak, ölçeklenebilir ve tamamen biyolojik korumaya dayalı üretim haritaları geliştirmek.




