Zaman zaman haberlerde, sosyal medyada, “şu üründe pestisit kalıntısı kabul edilen miktarın 150 katı fazla çıktı”, “şu ürün Bulgaristan tarafından iade edildi” gibi olumsuz, üzücü ve tedirgin eden haberlerle karşılaşıyoruz. Yapılan denetlemelere ve bilgilendirmelere rağmen ülkemizde kullanımı yasak olan bitki koruma ürünlerinin (BKÜ) kullanıldığına dair verilerin karşımıza çıkması çok üzücüdür. En son ülkemizden gittiği bildirilen ve Almanya’da bir markette satılan armutta yapılan analiz sonucunda, B-Reçete kapsamında reçete ile yazılan bir etkili maddenin çocuklar için akut referans dozun %200’ünden fazla çıkması, o partideki armutlar için “çocuklar açısından çok tehlikeli”, yani “güvensiz gıda” uyarısı yapılmasına neden olmuştur.
Üretim yapılan bir yerde veya bir ürünü yetiştiren tüm çiftçilerin BKÜ kullanımında yanlış uygulamalar yaptığını söylemek ve düşünmek doğru bir yaklaşım değildir. Ülkemizde yetiştirilen tüm ürünlerin bu şekilde olduğu önyargısını ve algısını ortadan kaldırmak kadar, işini iyi yapan çiftçilerin mağdur olmaması da çok önemli ve gereklidir.
Tüketiciler pestisit kalıntısı ve zararları hakkında yeterince bilgili ve bilinçli olmayabilir. Sağlıklı ürün tüketimi hakkı en temel insan hakkı olup, esasında çiftçilere güvenilir ve sağlıklı ürün üretmek gibi çok önemli ve ağır bir sorumluluk yüklemektedir. Bu nedenle, en kutsal meslekler sıralamasında listenin üst sıralarında yer aldığını bildiğimiz tarımsal üretimde, çiftçilerin kalıntısız ve güvenilir üretim yapmaları bir mesleki etik kuralı olmalıdır.
Bitki koruma ürünlerinin (BKÜ) yanlış, özensiz veya bilinçsiz kullanımı sonucu ortaya çıkan olumsuz etkileri nedeniyle “Acaba benim tükettiğim ürünler sağlıklı mı?” sorusunun sorulmasını önlemeye yönelik alternatif ve kurumsal bir çözüm önerisi sunmak istiyorum.
Öncelikle bilinçli çiftçi, bilinçli tüketici
Burada herkesin hemfikir olması ve peşinde koşması gereken öncelikli iki hedeften ilki ve en önemlisi, çiftçilerin bu konuda olması gereken bilinç düzeyine ulaşmasıdır. Bilinçli çiftçi; alternatif mücadele yöntemlerini, kullanacağı BKÜ’nün etkilerini, kullanımını, ortaya çıkaracağı tüm olumsuzlukları, BKÜ’nün yasak olup olmadığını bilen ve uygulayan çiftçidir.
İkinci hedef; alışverişte bütçesini, ihtiyaçlarını ve ürün kalitesini dikkate alan, israftan kaçınan ve yasal haklarını bilen kişiler, yani bilinçli tüketiciler, güvenilir gıda üretiminin yönlendiricisidir anlayışından hareketle, bilinçli tüketicilerin sayısının artması olmalıdır.
Pestisit kalıntılarının; akut zehirlenmelere, hormon sistemini bozan etkilere, uzun vadede artan kanser risklerine, üreme ve bağışıklık sistemine kalıcı zararlara neden olabildiği ifade edilmektedir. Aile fertlerinin sağlığı konusundaki duyarlılıklarının çok daha fazla olması nedeniyle, ilgili meslek mensuplarının katkıları alınarak bilinçlendirme ve bilgilendirme faaliyetlerinin üretimle ilgili ayağında çiftçilerin eşlerine, kızlarına ve kadın çiftçilere; toplumda da kadınlara ve özellikle çocuklara yönelik olmasının çok daha etkili, kalıcı ve değerli olacağı değerlendirilmektedir.
Her fırsatta ifade edildiği gibi eğitim şarttır, kalıcı çözüm eğitimle mümkündür. Özetle; asıl olan çiftçinin bilinçlenmesidir. Bunu destekleyici ve zorlayıcı etki de bilinçli tüketici sayesinde olur.
Ürün danışmanlığı niçin ve nasıl olmalı?
Ülkemizde çiftçilerin bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi ve farkındalık oluşturulması amacıyla kamu tarafından çiftçi eğitimi, yayım, bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri gerçekleştirilmektedir. 2006 yılında yürürlüğe giren Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetlerinin Düzenlenmesine Dair Yönetmelik kapsamında yetki alan ve sözleşme imzaladığı çiftçilerine danışmanlık hizmeti veren tarım danışmanları ve bununla ilgili mevzuatı, yani kuralları belirlenmiş tarımsal danışmanlık hizmeti yer almaktadır.
Mevcut tarımsal danışmanlık sisteminin bir bölümünün, pestisit kalıntısının ortaya çıkmasını önlemeye yardımcı olabilecek bir şekilde kurgulanması mümkündür. Bu kapsamda, mevzuatta gerekli düzenlemelerin yapılması sonrasında ürün danışmanı olarak adlandırılabilecek tarım danışmanları; tarımsal danışmanlık mevzuatına uygun olarak alınmış veya alınacak sertifikaya sahip, konuyla doğrudan ilgili bağ-bahçe ve bitki koruma bölümü mezunu ziraat mühendisleri olmalıdır.
Konunun tarafı ve önemli bir aktörü olacak kurumsal yapı, yaş meyve ve sebze ihracatı yapan firmaların üyesi olduğu İhracatçılar Birlikleridir. Mevzuatında yer alan “amaç ve görevlerini yerine getirmeye yönelik vakıf, şirket kurma” ile ilgili görev maddesi sayesinde herhangi bir İhracatçılar Birliği’nin, yaş meyve ve sebze üretiminin ve ihracatının yoğun olarak yapıldığı yerlerde sadece ürün danışmanı istihdam etmek üzere vakıf veya şirket kurması mümkündür.
Kurumsal yapı ürün danışmanlığını güçlendirebilir
Bu sayede hayata geçecek ürün danışmanlığının, sözleşme imzaladığı çiftçilerin güncel ve doğru bilgi ile buluşması konusunda çok önemli bir fonksiyonu olacaktır. Ürün danışmanlığının artılarının neler olacağına bakacak olursak; İhracatçılar Birlikleri tarafından kurulacak olan vakıf veya şirkette istihdam edilecek danışmanlar, esasen vakfın veya şirketin personeli olacaktır.
Bu sayede ürün danışmanı ve ürününü birlik üyesi ihracatçı firmaya verecek olan çiftçi, ihracatta bir olumsuzluk yaşanmaması için çok daha dikkatli ve bilinçli davranmak zorunda olacaktır. Doğal olarak, konuyla ilgili işinde ve alanında yeterince tecrübeli bir yönetici tarafından yönetileceği düşünülen vakıf veya şirkette, yani kurumsal bir yapıda çalışacağı için ürün danışmanı çok daha dikkatli, sistematik ve etkileşimli bir çalışma düzeni içerisinde olacaktır.
Belirtilen bölüm mezunu ziraat mühendisleri için önemli bir istihdam imkânı sağlayacağı gibi, sistem içerisinde yer alacak olan ürün danışmanı; BKÜ’leri, biyoteknolojik mücadeleyi, biyopestisitleri, yapay zekâ ile entegrasyon vb. güncel konuları takip ederek kendini geliştirmek ve işini iyi yapmak zorunda olacaktır. Diğer taraftan ürün danışmanlığının, ülke çapında uygulanmaya başlayan B-Reçete uygulamasının en önemli destekçisi olacağı da aşikârdır.
Ürün danışmanlığı nasıl finanse edilmeli?
Mevcut tarımsal danışmanlık sistemi, Tarım ve Orman Bakanlığınca verilen destekle devam etmektedir. Önerinin destek, yani maddi kısmına baktığımızda; sadece tarımsal danışmanlık hizmeti vermek üzere İhracatçılar Birlikleri tarafından kurulacak olan vakıf veya şirketlerde istihdam edilecek ürün danışmanlarının istihdam maliyeti doğal olarak bu kuruluşlarca karşılanacaktır.
Ancak gerek ihracatın ülke ekonomisine katkısı gerekse ürün danışmanlığının iç piyasada tüketime sunulan ürünleri de kapsayabileceği dikkate alındığında, mevcut tarımsal danışmanlık destekleme ödemesinin 1/3’ü kadar bir tutarın ürün danışmanlarını istihdam eden kuruluşlara genel bütçeden verilmesi, sistemin teşviki açısından önem arz etmektedir.
Ayrıca aynı destekleme ödemesinin 1/3’ü kadarının Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu’ndan (DFİF) ödenmesi sistemin sürdürülebilirliği için elzemdir. Çünkü söz konusu danışmanlığın temel amacı, ihracatın başarılı bir şekilde tamamlanması olup bu da DFİF’in amaçlarından birini teşkil etmektedir. Burada İhracatçılar Birliklerinin veya üst kuruluşu olan Türkiye İhracatçılar Meclisinin başka alternatif destekler önermesi de mümkündür.
İlgili mevzuatlarda yapılacak küçük değişiklikler sayesinde, tarımsal danışmanlık sistemine güçlü sektör paydaşlarının desteğinin sağlanması ile çok önemli bir konuda kamu-özel sektör güç birliği hayata geçirilmiş olacaktır.
Ülkemizin yaş meyve ve sebze ihracatında alıcı ülkeler açısından önemli ve örnek bir referans uygulama hâline gelebilecek bu projenin, ülkemizdeki tarımsal danışmanlık hizmetlerinin bilinirliğini ve etkisini artıracağına, hizmetin daha güçlü ve hedefe yönelik olmasına önemli katkıları olacağına, herkesin istemesi durumunda çok kolay yürüyeceğine ve pestisit kalıntısı olmayan ürün yetiştirilmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.
Projenin uygulanabilirliği açısından oluşabilecek tereddütlerin giderilmesi için Batı Akdeniz, Akdeniz, Ege veya Uludağ İhracatçılar Birliği’nden herhangi birinde ve belirlenecek birkaç ilde pilot uygulama yapılması mümkündür.
Ürün danışmanlığının etkisini güçlendirmek
Ürün danışmanlığı önerisinin bir süre sonra veya eşzamanlı olarak bir adım daha ileriye götürülmesi düşünülmelidir. Ülkemizde yaş meyve ve sebze ticareti yapan, ulusal düzeyde ve binlerce mağazaya sahip market zinciri yönetimlerinin, İhracatçılar Birliklerinin kuracağı vakıf veya şirketlere ürün danışmanı istihdamı için belirlenecek miktarlarda maddi katkı sağlamaları düşünülmelidir.
2025 yılı verilerine bakıldığında, sıralamada ilk 6’da yer alan şirketlerin ulusal düzeydeki mağaza sayısının toplamının 49.912 olduğu dikkate alındığında, önerinin hayata geçmesinin çok daha kolay olacağı görülecektir. İstihdam edilecek ürün danışmanı sayısının artması anlamına gelecek bu durum, çok sayıda çiftçinin üretimlerinin daha yakından izlenmesi ve yurt içinde daha fazla oranda sağlıklı ürün tüketilmesine katkı anlamına gelecektir.
Dijital izlenebilirlik sistemi tamamlayabilir
Bu sistemi güçlendirmek üzere, günlük yaşamda birçok alanda kullanılan barkod veya kare kod uygulamalarının; öncelikle yaş meyve ve sebze üretiminde, ürünü yetiştiren çiftçinin kim olduğunun, o ürünün üretiminde kullanılan verilerin ve analiz sonuçlarının izlenebilirliğini sağlayacak şekilde kullanılması, sistem içerisinde yer alan herkesi tekniğe uygun davranmaya yönlendirecek, işini iyi yapanların belli olmasını sağlayacak dijital bir uygulama olacaktır.
Bir süre sonra yaşanabilecek olumsuz durumlarda sistem içerisindeki aktörlere uygulanacak yaptırımların yanı sıra, işini olması gerektiği gibi yapan çiftçilerin ve ürün danışmanlarının motivasyonunu artırıcı hususların da devreye alınması düşünülmelidir.
The post Çiftçiye ulaşmada farklı bir misyon: Ürün danışmanlığı appeared first on Ajans Tarım.
Kaynak:Read More






