Hikurangi subdüksiyon (kıtasal bir levhanın başka bir kıtasal levha altına girdiği alanlar) bölgesi, Yeni Zelanda civarındaki en büyük faydır. Burası, 8 ve daha büyüklükte depremler oluşturabilir.
Bölgeyi inceleyen araştırmacılar, on milyonlarca yıl önce bölgede yaşayan canlıların geride bıraktığı kalsit (Kalsit, kimyasal formülü CaCO3 olan kristalleşmiş kalsiyum karbonat) tortularının, Pasifik levhası ve Avustralya levhası arasındaki hareket ve sürtünme şiddetinde belirleyici olabileceğini tespit etti.
Araştırmadan elde edilen sonuçlar Lithos dergisinde yayınlandı.
Canlıların kalıntıları, depremi nasıl etkiler?Araştırmacılara göre en önemli detay, bu kalsit kalıntılarının çözülüp çözülmeyeceği. Çözülmenin gerçekleştiği senaryoda tabakalar birbirleri üzerinde daha kolay kayabilir. Bu sayede ani ve hızlı bir harekete yol açacak bir enerji birikimi söz konusu olmaz. Çözülme olmazsa, plaka hareketleri engellenir ve ani bir harekette açığa çıkacak şekilde enerji birikmiş olur.
Victoria Üniversitesi’nde yapısal jeoloji uzmanı olan Carolyn Boulton, “Kalsit, sıcaklık düşük olduğunda ve stres altında daha hızlı çözülür. Oda sıcaklığı gibi sıcaklıklarda kolayca çözülürken, sıcaklık arttıkça çözülmesi zorlaşır” dedi.
Subdüksiyon bölgesi gibi derin bölgelerde, sıcaklık derinlikle birlikte kademeli olarak artar ve her kilometrede yaklaşık 10 ºC ısınır. Burada, yüzeyin çok altında kalan ve çözünmeyen kalsit kabukları, fayın hareketleri üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.
Bölgede bulunan kayalarda, foraminifera adı verilen, plankton gibi deniz canlılarının oluşturduğu kalsit bulunuyor. Bir sonraki soru, bölgede ne kadar kalsit bulunduğu ve bunların ne kadar çözündüğü.
Boulton, “Geçmişte burada yaşayan canlıların geride bıraktığı kalsitin miktarı ve bulunduğu durum, bir sonraki depremin ne büyüklükte olacağı sorusunun cevabında belirleyici olacak” diye konuştu.





