CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan tarımsal girdi fiyat endeksine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürer, açıklanan verilerin sahadaki maliyet artışlarını tam olarak yansıtmadığını ifade etti.
Gürer, 2026 yılı Şubat ayında tarımsal girdi fiyatlarında aylık yüzde 3,10, yıllık bazda ise yüzde 31,5 artış açıklandığını belirterek, özellikle tarım ilaçları, gübre ve diğer girdilerdeki artışların daha yüksek olduğunu savundu.
Veteriner hizmetlerindeki artış oranının yüzde 41,37 olarak açıklandığını hatırlatan Gürer, sahada besicilerin asıl sorununun yem fiyatları olduğunu dile getirdi. Gürer, üreticilerin bir litre süt satarak 1,5 kilogram yem alamadığını ifade etti.
Yem fiyatlarındaki artışın da açıklanan oranların üzerinde olduğunu ileri süren Gürer, arpa, yonca, saman ve diğer yem girdilerindeki fiyat yükselişlerine dikkat çekti.
Tarım ilaçları kullanımına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Gürer, Türkiye ortalamasının dünya ortalamasının altında görünmesine rağmen bazı üretim bölgelerinde pestisit kullanımının hektar başına dünya ortalamasının oldukça üzerine çıktığını belirtti.
Gübre fiyatlarına ilişkin değerlendirmesinde ise Gürer, özellikle üre ve DAP gübre fiyatlarında ciddi artışlar yaşandığını ve açıklanan oranların bu artışı tam olarak yansıtmadığını ifade etti.
Hayvancılık verilerine de değinen Gürer, açıklanan hayvan varlığı artış oranlarının sahadaki durumla örtüşmediğini savundu. Şap hastalığı ve kesim verileri dikkate alındığında artış oranlarının daha düşük olması gerektiğini belirtti.
Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kırmızı et arzında yüzde 93 yeterlilik bulunduğu yönündeki açıklamasına rağmen ithalatın devam ettiğini de ifade etti.
Çiftçilerin borç yüküne de dikkat çeken Gürer, icra yoluyla satışa çıkarılan tarım arazileri ve ekipmanların üreticinin yaşadığı ekonomik zorlukları ortaya koyduğunu belirtti.
Gürer, düşük alım fiyatlarının çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını savunarak, fiyatlandırmada TÜİK verileri yerine sahadaki gerçek maliyetlerin esas alınması gerektiğini ifade etti.





