“Türkiye’nin asıl sınavı su kıtlığı riski”

TEPAV’ın COP31’e özel yazı dizisinin ilk yazısını, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. M. Levent Kurnaz kaleme aldı. İklim modellemesi ve iklim değişikliğinin Türkiye ile Akdeniz Havzası üzerindeki etkilerine ilişkin çalışmalarıyla tanınan Kurnaz, yazısında kuraklık ve su krizinin Türkiye’nin geleceği açısından ne anlama geldiğini inceliyor.
Kuraklık geçici, su krizi yapısalLevent Kurnaz, kuraklığın yağışların belirli bir dönemde normalin altında kalmasıyla ortaya çıktığını, su krizinin ise mevcut kaynakların artan ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalmasıyla ilgili kalıcı hale geldiğini hatırlatıyor. Notta yer verilen DSİ hesaplarına göre yıllık kullanılabilir su potansiyeli ve güncel nüfus verileri Türkiye’de kişi başına yılda yaklaşık 1.300 metreküp kullanılabilir su düştüğünü gösteriyor. Bu düzey Türkiye’yi su stresi yaşayan ülkeler arasına yerleştiriyor. Kurnaz, nüfus artışı, yükselen sıcaklıklar ve düzensizleşen yağışlar nedeniyle kişi başına düşen miktarın su kıtlığı eşiği olan 1.000 metreküpün altına inebileceği konusunda uyarıyor.
Su kıtlığının etkisi tarımdan kentlere yayılıyorProf. Dr. Kurnaz, notta, Türkiye’de kullanılan suyun yaklaşık dörtte üçünün tarımsal sulamaya gittiğini belirterek, kalıcı su kıtlığının kapıda olduğunu ifade ediyor. Kalıcı su kıtlığı ise yalnızca içme suyu arzını değil, tarımsal üretimi, gıda fiyatlarını ve kırsal geçim kaynaklarını da etkileyebilir. Baskının niteliği ise havzalara göre değişiyor:
Konya’da yeraltı suyunun aşırı kullanımı, Marmara’da yoğun nüfus ve sanayinin talebi, Güneydoğu’da ise sulama ihtiyacı ve sınıraşan sular öne çıkıyor.
Kurnaz, var olan bu can yakıcı sorun konusundaysa şu öneride bulunuyor:
Tarımda daha verimli sulama yöntemlerinin desteklenmesi, kent şebekelerindeki kayıpların azaltılması, arıtılmış atık suyun yeniden kullanılması ve su politikalarının havza bazında oluşturulması. Her biri kendi içinde hayati önemde olan bu adımlar içinse düzenli ve kamuya açık su verisinin önemini vurguluyor.
COP31 somut adımlar için fırsatAntalya’da düzenlenecek COP31, Kurnaz’a göre su kıtlığını hem Türkiye hem de Akdeniz Havzası açısından gündeme taşıma fırsatı sunuyor. Özellikle şebeke yatırımları, verimli sulama ve atık suyun yeniden kullanımı için iklim finansmanının değerlendirilmesi; bölge ülkeleri arasında veri paylaşımının güçlendirilmesi öneriliyor.
Notun temel uyarısı ise açık: Su kıtlığına karşı alınacak önlemlerin etkisi, zirvede verilen mesajlardan çok sonrasında hayata geçirilen uygulamalarla belirlenecek
“Su kıtlığı, bekleyerek çözülecek bir sorun değildir. Bugün atılacak her adım, damla sulamaya geçen bir çiftçi, kaçakları onarılan bir şebeke, havza bazında toplanan ve paylaşılan bir veri seti, on yıl sonra kişi başına düşen su miktarının hangi tarafa doğru gideceğini belirleyecektir. Türkiye’nin bu konuda hâlâ manevra alanı var, ama bu alan her geçen yıl biraz daha daralıyor.”Read More

  • Related Posts

    İş dünyası sürdürülebilirliğe ısındı!

    İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği’nin (SKD Türkiye) proje ortağı PwC Türkiye ile birlikte 2017 yılından bu yana hazırladığı Reporting Matters Türkiye raporunun 2025 yılı sonuçları yayımlandı. SKD Türkiye’nin çatı…

    devamı...
    Kanatlı hayvan cinsiyet ayrım elemanının da standardı var

    Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ (No: 2026/11), 4 Ekim 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Kanatlı hayvan cinsiyet ayrım elemanının standardı belli olduMeslekî Yeterlilik Kurumu tarafından yayımlanan Tebliğ; Ek-1’de Bahçıvan (Seviye…

    devamı...
    wpChatIcon
    wpChatIcon