Ülkemiz tarımına yıllardır hizmet eden ve büyük çoğunluğu Tarım ve Orman Bakanlığında (TOB) görev yapmış/yapmakta olan, tarımsal konularda uygulamalı eğitimler alan, bilgili, özveriyle çalışan binlerce personelin yetiştiği, yaklaşık 20 yıl önce Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) devredilen meslek liseleri.
Kısaca tarım meslek liselerinin (TML) yeniden yapılandırılması olarak ifade edilebilecek çalışmalar bir süredir devam etmektedir. Konuyla ilgili olarak düzenlenen toplantı, ziyaret, çalıştay vb. çalışmalarda çok değerli katkılar yapan, konuya gereken özeni gösteren arkadaşlarımın varlığını bilmek çok güzel. Sonuçta işlevsel, etkili ve amaca uygun öneriler ortaya konacağından emin olarak, yararlı olacağı düşüncesiyle konuyla ilgili bazı düşüncelerimi ifade etmeye çalıştım.
MEB’e devredilmeden önce Ziraat Meslek Lisesi adı altında eğitim veren liseler ile hâlihazırda tarım eğitimi veren Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri’nin eğitim içeriklerinin farklı olduğu bilinmektedir. Her alanda olduğu gibi, burada da doğru planlama yapmak için; bizim amacımız nedir, biz ne yapmak istiyoruz sorularına cevap aramak gerekir.
Geçmişte tarım meslek liselerinin öğrencileri, çiftçi çocukları ve kırsalda yaşayanlardı. Bugüne daha doğrusu geleceğe bakacak olursak; genel ifade ile toplumda ihtiyaç duyulduğu sürekli ifade edilen, işini çok iyi yapan elektrik ustası, sıvacı, tamir ustası vb. örneklerde olduğu gibi tarımsal üretimde ara elemanlara hangi alanlarda, nerelerde ihtiyaç duyulmaktadır konusu iyi bir şekilde incelenmeli, sektör paydaşları ile görüşülmeli, tartışılmalı. Bu sırada, mezunların sadece kamuda istihdamını değil, mezunların yaygın kullanılan tabirle ara eleman olarak hangi alanlarda şirket kurabilecekleri (Zirai ilaçlama şirketi, profesyonel ilaç uygulayıcı, budama şirketi, biçerdöverle hasat, elma/meyve hasat şirketi gibi) ve bunu sağlayacak, güçlendirecek, destekleyecek mevzuat düzenlemelerinin neler olacağı da ortaya konmalı. Bu hem istihdam açısından, hem de kırsalda yaş ortalamasının 56 olduğunun ifade edildiği, genç nüfusun şehirlerde yaşamayı tercih ettiği ancak maddi imkânı olup tarımsal üretim içerisinde yer almak isteyenlerin de olduğu ve her zaman olacağı bir sektör için önemlidir. Söz konusu lise mezunlarının, en azından bazı tarımsal işlerde doğru adres olmasını sağlayacak bir sistem kurulması üzerinde çalışılabilir.
Herkesin bilmesi ve olması gereken, tarımsal yayım konusunda çalışan birimlerin ve kişilerin hedefi, çiftçilerin işletmesindeki iş ve işlemleri kendisinin ve ailesinin yapabileceği bilgi ve bireysel beceriye sahip olması ve bununla ilgili gelişmelerden haberdar olmasıdır.
Uzmanlaşmış Meslek Liseleri Dönemi
Mezun olan kişi alanı ile ilgili neleri bilmeli? Bunun için neleri, nasıl öğrenmeli? Hem eğitim müfredatı buna göre hazırlanmalı, hem de mezunların görev tanımının yapıldığı bir mevzuat olmalı. Yeni bir yapılanmadan söz edeceksek belki liselerin isimlerinin bile farklı olması düşünülebilir. Örneğin Meyvecilik ve budama meslek lisesi, sebzecilik (sera, kapalı alan, açık) meslek lisesi, arıcılık meslek lisesi, gıda meslek lisesi, tarımsal mekanizasyon meslek lisesi, hayvancılık ve hayvan sağlığı meslek lisesi gibi sektör için ihtiyaç duyulacak veya sektör paydaşları tarafından önerilecek alanlar üzerinde çalışılmalıdır. Önerilen isimlendirme bile; müfredatın kapsamı ve mezunun sahip olacağı bilgi ve beceri hakkında fikir vermektedir. Bu okula gidecek kişi, üç yıl süreyle o alanla ilgili hemen bütün konuları öğreneceğini, mezun olduğu zaman o alanla ilgili birçok pratiği yapabileceğini, gerekli yetkinliğe sahip durumda olacağını ve sektörün isteyeceği donanıma sahip olacağını bilmelidir. Bu da o konuları öğrencilerine öğretecek, uygulama yapmasını, beceri kazanmasını sağlayacak müfredat ve alt yapı ve o konuyla ilgili Dünyadaki gelişmeleri takip edebilen, kendini sürekli güncelleyen, gönüllü, tarımı, mesleğini ve Ülkesini seven ziraat mühendisleri/meslek mensupları ile çok daha güçlü bir şekilde gerçekleşecektir.
Bu okullardaki eğitim programının büyük bir kısmı mezunun çalışacağı iş kollarına ait konulardan oluşmalıdır ve bununla ilgili her türlü mevzuat tabii ki iş sağlığı ve güvenliği konularını da dikkate alarak buna imkân verecek şekilde düzenlenmelidir. Buna ilave olarak o alana ait tarımsal gelişmeler, dijital tarım, hassas tarım, son zamanda hızlı bir şekilde tarımsal üretimde yer alacağı öngörüsüyle yapay zekâ ve tarımda kullanımı gibi konuların da eğitim programı içerisinde yer alması gerektiği aşikârdır. Bu durum tarım meslek liselerinde görev yapan/yapacak öğretmenlerin bu konuları iyi bir şekilde bilmesini gerektirecektir. Eğitim programının kapsamı belirli bir alanla sınırlı olacağından uygulamaya da yeterli zaman kalacaktır.
Sakıp SABANCI’nın kendi çalışanlarına yönelik hayat ve entelektüel ortamlar için ve iş disiplini ile ilgili öğüdü olan ‘Her şeyin bir şeyini, bir şeyin her şeyini bileceksiniz’ sözünü hatırlatmak faydalı olacaktır. Her şeyin bir şeyini bilmek belki entelektüel olmak, insanlarla diyalog ve iletişim kurmada bırakacağımız etki anlamında işe yarayacaktır. Ancak bizim için önemli olan yapacağı işin her şeyini bilen, bunun anlatıldığı, öğretilmeye çalışıldığı öğrenciler, yani belli bir alanda uzmanlaşan liselerdir. Burada önemli olacak bir başka husus, yapılacak düzenleme sonrasında bitkisel üretimle ilgili örneğin Bahçe Bitkileri Mesleki ve Teknik Lisesi olarak kurulacak/dönüşecek bir lise öğrencisine, hayvancılık, hububat, bakliyat ile ilgili dersler okutulmamalıdır. Bu durum geçmişteki Ziraat Meslek Lisesi kavramından çok farklı, hedefe yönelik eğitim müfredatı, öğretmen ve öğrenci yani mevcut şartlara ve ihtiyaca uygun bir değişim anlamına gelmektedir.
Örnek Alınabilecek Modeller
Burada bazı bölgeler için örnek alınabilecek mevcut bir modelin olduğunu memnuniyetle söylemeliyim. Antalya’nın Aksu İlçesinde 2009 yılından bu yana eğitim veren Aysel Akın-Klaus Wagner Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi örneği çok değerli bir modeldir bence. Burada okuyan gençlerin stajlarını yaş meyve ve sebze ihracatı yapan firmalarda yaptıklarını ve mezun olduktan sonra birçoğunun bu firmalarda veya sektörde kolaylıkla iş bulduklarını biliyoruz. Bu model üzerinde çalışılabilir ve geliştirilebilir. Aslında burada dönüşüm olarak adlandırılabileceğimiz çalışmalara katkı sağlayabilecek büyük bir maddi kaynak ta söz konusu. Modeli geliştirirken yaş meyve ve ihracatı yapan çok önemli ihracat firmalarının bu konuda desteği sağlanabilir, sağlanmalıdır. Ülkemizin birçok yerinde çok çeşitli tarımsal ürün ihracatçı birlikleri mevcuttur. Biraz daha büyük düşünerek bu birliklerle veya bunların üst birlikleri (Örneğin Ege İhracatçılar Birliği, örneğin Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği, Uludağ İhracatçılar Birliği) ile TOB ve MEB işbirliği yaparak Sebzecilik Mesleki ve Teknik Lisesi, Bahçe Bitkileri Mesleki ve Teknik lisesi açılmasını veya mevcutların dönüştürülmesini sağlanabilir. Kamu-özel sektör güç birliği olarak ifade edilebilecek bu işbirliği; aynı zamanda kaliteye, verim artışına ve sürdürülebilirliğe katkı sağlayacağı gibi, zaman zaman gündem gelen pestisit kalıntısı ve toksin oluşumu sorunlarının çözümüne önemli katkılar sağlayacaktır.
Kaç adet Tarım Meslek Lisesi olmalı ?
Bir başka konu; çok sayıda TML olması yerine, belirli bir süre geçtikten sonra meslek mensubu enflasyonu oluşmasını önlemek ve eğitimin kalitesini muhafaza etmek üzere başlangıçta, bölgesel olarak öncelik ve ihtiyaçlara cevap verecek ve az sayıda TML olması düşünülmelidir.
Bildiğiniz gibi Ankara’da bir adet ASELSAN Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi var. Çünkü ihtiyacı karşılamaya yetiyor. Çok güzel ve değerli bir slogan olan ‘meslek lisesi memleket meselesi’ hedefine hizmet edecek planlamada; hangi TML’nin hangi konuda uzmanlaşacağına, hangilerinin olmaması gerektiğine, yeni hangi TML kurulması gerektiğine karar verilmesi yararlı olacaktır. Bunu yaparken ziyaret edilmesi gereken, yapılacak etkinliklere, çalışmalara davet edilmeleri önem arz eden öncelikle tarımdan girdi alan özel sektörün görüş ve önerilerinin alınması, Milli Eğitim Bakanının “İş âlemine sesleniyorum, hangi alanda eleman ihtiyacınız varsa bize söyleyin, yetiştirelim” ifadesini de hayata geçirmeye hizmet edecektir. Tabii ki bu sırada mevcut liseler; alt yapı durumu, arazi, hayvan varlığı, ödenek, teknik ve yardımcı personel istihdamı, uygulama alanı, mesleki öğretmenlerin sayıca azlığı, vb. gibi birçok yönüyle incelenmelidir. İlaveten tarımsal üretimde dijital tarım, hassas tarım, yapay zekâ ve tarımda kullanımı gibi konuların da TML bünyesinde öğretilmesi için öğretmenlerin ve öğrencilerin bunlarla donanması için gereken zaman da dikkate alındığında yeni maddi ve manevi imkânların gerekliliğini katarsak, TML olarak eğitim verecek okul sayısının neden az olması gerektiği ortaya çıkacaktır. İhtiyaç duyulması durumunda bir eylem planı veya hazırlanacak bir proje ile mevcut ve yeni görev yapacak öğretmenlerin eğitimleri planlanmalıdır.
Mevcut liselerdeki öğretmen mevcudu ve ihtiyaç duyulacak öğretmen sayısı dikkate alınarak tümünde olmasa bile bazı alanlarda pilot uygulama yapılarak bazı tematik alanlarda lise açılması düşünülebilir. Örneğin Arıcılığın, Hayvancılık ve Hayvan Sağlığı Teknik Meslek Lisesi altında bölüm olması yerine bazı bölgelerde Arıcılık Mesleki ve Teknik Lisesi kurulması düşünülebilir. Doğal olarak buradan mezun olacak kişi arıcılıkla ilgili her şeyi öğreneceği, gerekli uygulamaları yapacağı için her türlü beceriye sahip olacaktır.
Tarım Meslek Liseleri tercihini teşvik etmek
Tamamlayıcı bir husus olarak, TML’lerin ilk kuruluş amacının dışında, yani çiftçinin çocuğunun çiftçi olması gibi bir zorunluluk olmadığını kabul ederek hareket edilmelidir. Tabii ki kırsalda yaşayan tarımsal üretimle iç içe olan gençlerin liseleri tercih etmesini özendirmede pozitif ayrımcılık düşünülmelidir. Ancak liselerde mevcut durumdan farklı ve mezunlar açısından yararlı sonuçlar ortaya çıktıkça, TML’den mezun olanların istihdamı, kazanacağı artılar veya elde edeceği pozisyonlar, destekler vasıtasıyla talep kendiliğinden artacak ve sadece kırsaldan talep olmayacak, isteyen herkes, gönüllü olarak TML’ye yönelecektir. Doğal olarak öğrenci sayısının da fazla olmasının hiçbir anlamı yoktur.
Bu yapılanmanın Tarım ve Orman Bakanlığının verdiği desteklerle ilişkilendirmek suretiyle bu mezunların kurduğu veya istihdam edildikleri işletmelere ilave puan verilmesi uygulaması ve gelecekte olabilecek başka desteklerle ilişkilendirilmesi önemli olacaktır.
Mezunların o konudaki üretici örgütlerinde yönetim kurulunda yer almasını sağlayacak, yönlendirecek düzenleme veya desteklemeler, hem istihdama katkı sağlayacak, hem de üretici örgütü üyesi çiftçilerin yararına olacaktır.
TOB’un Tarımsal Amaçlı Üretici Örgütlerinin Sınıflandırılması Çalışmasında tarımla ilgili lisans, yüksekokul veya tarım meslek liseleri mezunlarını istihdam eden üretici örgütlerine artı puan verilmesi, Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Uygulamasında yer aldığı üzere; hibe projelerde proje değerlendirme kriterlerinde 20 referans puan, genel değerlendirmede ise % 70 hibe oranı verilmesi gibi uygulamalar mümkün olan her alanda hayata geçirilmelidir.
Bazı ülkelerdeki farklı ve iyi örneklerin konuşulması yerine, tarım meslek liselerinde geçmişteki ve hâlihazırdaki uygulamalardan tamamen farklı bir şekilde, her türlü alt yapının olduğu, okullardaki işleyişin, yeniden düzenlenecek müfredat sonrasında eğitim kapsamının ve dönüşümün gerekliliğini kavrayacak öğretmenlerin vereceği eğitim sayesinde, işini nasıl yapacağını, bir şeyin her şeyini bilen mezunların katkı sağlayacağı tarım sektörü olmalıdır.
Aslında başlıkta ve sonrasında birkaç kez tekrarladığım, ara eleman ifadesini artık bir kenara bırakmalıyız. Çok dinamik, güncel bilginin raf ömrünün 1,5 gün olduğu bir tarım sektöründe aranan elman olmak; sektörün işleyişinde kritik öneme sahip olmak, tasarım ve teorik planları sahadaki üretim ve uygulamaya dönüştürmek, mesleki eğitime ve pratik becerilere sahip olmak demektir. Artık arayışımızın şifresi ve yapılacak kurgunun özü, ‘Aranan Eleman yetiştirmek’ olmalıdır.
The post <span class=”ajans-spot-dot” aria-hidden=”true”></span> Ara eleman mı, Aranan eleman mı ? appeared first on Ajans Tarım.
Kaynak:Read More






