Çalışma, aşırı derecede benzeyen yüzlere sahip insanların ortak genotipleri paylaştığını ortaya çıkardı. Ancak epigenom ve mikrobiyom seviyelerinde uyumsuz olduklarını göstererek insan benzerliği hakkında nadir bir fikir ortaya atıyor.
Sanal ikizler veya genetik olarak akraba olmayan ikizler olarak tanımlanan kişilerin sayısı, gezegen genelinde bir hayli artmış durumda. Yapılan yeni çalışmada ekip, moleküler düzeyde nesnel olarak yüz özelliklerini paylaşan rastgele insanları karakterize etmek için yola çıktı.
Peki, bu keşif nasıl ortaya koyuldu?Bunu yapmak için, 1999’dan beri dünya çapında benzer resimler elde eden Kanadalı bir sanatçı fotoğraf çalışmalarından insan dublörlerini işe aldılar. Onlar, birbirine benzeyen 32 çiftin vesikalık resimlerini aldılar. Araştırmacılar, üç farklı yüz tanıma algoritması kullanarak çiftler için nesnel bir benzerlik ölçüsü belirlediler.
Ek olarak, katılımcılar kapsamlı bir biyometrik ve yaşam tarzı anketi doldurdu. Multiomik analiz için tükürük DNA’sı alındı. Bu örnek seti, genomik, epigenomik ve mikrobiyomiğin insan benzerliğine nasıl katkıda bulunabileceğini incelememize izin veriyor.
Genel olarak, sonuçlar bu bireylerin benzer genotipleri paylaştığını, ancak DNA metilasyonu ve mikrobiyom manzaralarında farklılık gösterdiğini ortaya koydu. Benzer çiftlerin yarısı, üç algoritmanın tümü tarafından bir araya toplandı. Genetik analiz, 19.277 ortak tek nükleotid polimorfizmine dayalı olarak bu 16 çiftten 9’unun bir arada kümelendiğini ortaya çıkardı.
Ayrıca, kilo ve boy gibi fiziksel özelliklerin yanı sıra sigara içme ve eğitim gibi davranışsal özellikler, benzer çiftlerde ilişkilendirildi. Sonuçlar birlikte ele alındığında, paylaşılan genetik varyasyonun yalnızca benzer fiziksel görünümle ilgili olmadığını, aynı zamanda ortak alışkanlıkları ve davranışları da etkileyebileceğini gösteriyor.
Çalışma, insan yüzünün yapısını potansiyel olarak etkileyen moleküler özelliklere benzersiz bir bakış açısı sağladı.






