Araştırmada 19 katılımcının beynindeki prefrontal korteks bölgesi, fNRIS (işlevsel kızılötesine yakın spektroskopi) yöntemi ile izlendi. Köpekleri severken arttığı gözlenen beyin aktivitesi, gönüllülerin o sırada duygu ve odaklanma açısından daha çok yoğunlaştığını gösterdi.
Araştırmacılar, kontrol amacıyla katılımcılardan oyuncak bir aslanı da sevmesini istedi. Bir hayvanın canlılığını taklit etmesi için aslanın içine sıcak bir su şişesi yerleştirildi. Oyuncağı severken kaydedilen beyin aktivitesi, canlı bir köpeği severken kaydedilenden farklıydı.
Araştırma ekibi, “Mevcut araştırma, sağlıklı bireylerin beynindeki prefrontal bölge aktivitesini bir köpek veya peluş hayvan ile yakın etkileşim kurduklarında arttığını gösterdi. Köpek ile yakın bir etkileşim kurulduğunda, bu etkinin daha güçlü olduğu belirlendi. Bu da bir köpekle etkileşime girmenin daha fazla duygusal etki ve odaklanma sağladığını ortaya çıkardı” diye konuştu.
Köpeklerle etkileşim, düşük tansiyon ve stresle de ilişkili!Çalışmada, köpekle kurulan etkileşim arttıkça, beyindeki aktivitenin de benzer şekilde arttığı görüldü. Bir kez bu etki sağlandıktan sonra, köpek ortamda olmasa dahi bu etkinin sürmesi ve etki sürerken tekrar köpeklerle etkileşime girmenin beyin aktivitesini çok daha fazla arttırdığı belirlendi.
Bu da köpek severken beyinde gözlenen etki konusunda, aşinalığın da belirleyici olduğunu gösterdi. Araştırmada yer alan kişilerin hiçbiri, köpeklerin sahibi değildi.
Daha önceki araştırmalarda, köpeklerle etkileşim kurmanın düşük stres, nabzın ve tansiyonun düşmesi ile ilişkili olduğu görülmüştü. Şimdilerde ise köpeklerle zaman geçirmenin duygusal durumu yönetmeye de yardımcı olduğu görüldü.
Araştırmadan elde edilen sonuçlar PLOS ONE dergisinde yayınlandı.






