Sulak alanların kullanımına yeni kriterler!

Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, 5 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Sulak alanlardan su alımı izne bağlandıYönetmeliğin tanımlara ilişkin maddesinde değişiklikler ve yeni tanımlar yapan düzenlemeye göre, sulak alanlardan su alımında şu esaslara uyulacak:
Sulak alanların su aynasından veya sulak alan sınırı içerisinde sulak alanı besleyen kaynak, akarsu ve derelerden su alımı faaliyetleri için izin belgesi alınması zorunludur.
Sulak alanlar ile daimî veya mevsimsel akarsular üzerinde planlanan ve işletilen enerji, sulama ve içme suyu maksatlı su yapılarında, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanacak çevresel akış miktarı akarsu yatağına bırakılacak. Hesaplanan çevresel akış miktarı, Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde belirlenen miktardan az olamayacak.
Sulak alanlarda yönetim planları kapsamında belirlenen sürdürülebilir su seviyesini korumak amacıyla çevresel akış miktarına ilave olarak, sulama mevsimi dışındaki zamanlarda ekosistem değerlendirme raporunda belirtilen miktarda ilave su bırakılacak.
Yönetmeliğin 17 nci maddesine eklenen fıkraya göre ise, Tescilsiz suni sulak alanların yönetimi, alanın biyolojik çeşitliliğinin korunmasına önem gösterilerek işleten kurum tarafından gerçekleştirilecek. Suni su çukurlarının kullanımı ve yönetimi söz konusu alanı oluşturan ve/veya sorumlu kuruma ait olacak.
Sulak alan sınırları Ulusal Komisyon kararıyla belirlenecekYönetmeliğin 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin dördüncü cümlesi de, “Ulusal Komisyonda alanın ulusal öneme haiz sulak alan olduğu tespit edilmesi halinde orman rejimine tabi olmayan alanlarda sulak alan sınırları Ulusal Komisyon kararı ile belirlenir ve tescil için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına gönderilir.” şeklinde değiştirildi.
Yönetmeliğin 19 uncu maddesine eklenen fıkraya göre, Sulak alan koruma bölgelerinin belirlenmesi aşamasında su ürünleri istihsal sahaları ve bu alanlarda getirilmiş olan düzenlemeler dikkate alınacak.
Organik tarımsal üretim izne tabi olacakYönetmeliğin 22 nci maddesinin birinci fıkrasının değiştirilen (a) bendine göre;
Özel mülkiyete konu parsellerde sulak alan koruma bölgeleri onayından sonra tarımsal kullanım için talep olması halinde, drenaj yapılmadan, organik bitkisel üretim ve organik deniz yosunu üretimi izne tabi olacak. Bu amaçla su kuyusu açılabilecek. Organik tarım faaliyetlerinde, Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik hükümleri uygulanacak. Faaliyet sahibi organik üretim sertifikası ibraz etmek zorunda olacak.
Değiştirilen (b) bendi uyarınca da;
Sulak alan koruma bölgelerinin tespit edildiği tarihte, kamu mülkiyetinde bulunan arazilerde devam eden tarımsal kullanımlara kiralama süresi sonuna kadar izin verilebilecek. Kiralama süresi tamamlandıktan sonra organik tarım yapılması şartı ile kullanıma devam edilebilecek. Organik tarım faaliyetlerinde, Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik hükümleri uygulanacak. Faaliyet sahibi organik üretim sertifikası ibraz etmek zorunda olacak. Kamu mülkiyetinde bulunan arazilerde koruma bölgelerinin ilan tarihinden sonra yeni tarımsal alan açılamayacak.
Aynı fıkraya eklenen (ı) bendine göre de, Koruma bölgeleri belirlenmiş suni sulak alanların sürdürülebilir kullanım bölgeleri içerisinde yenilenebilir enerji üretim tesisleri yapımına Genel Müdürlükçe izin verilebilecek.
Kümülatif etki değerlendirme raporu hazırlanacakYönetmeliğin 23 üncü maddesine eklenen fıkraya göre,
Kontrollü kullanım bölgesi sınırları içerisinde yer alan organize sanayi bölgesi, endüstri bölgesi, serbest bölge veya ihtisas organize sanayi bölgelerinden kaynaklı kümülatif etkinin tespiti için kümülatif etki değerlendirme raporu hazırlanması zorunlu olacak. Raporda telafi edici ve önleyici tedbirlerin yeterli görülmesi halinde izin belgesi, ilgili bölge yönetimi adına düzenlenecek. Bu izin belgesi, 2872 sayılı Kanun kapsamındaki diğer çevre izin ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacak. Her tesis kendi faaliyetlerinden kaynaklanan yükümlülüklerden ayrıca sorumlu olacak. Bu bölgeler içerisinde yer alan her faaliyet için ayrıca izin belgesi düzenlenmeyecek.
Yönetmeliğin 29 uncu maddesinin beşinci fıkrası, “(5) Sulak alan yönetim planları, ildeki ilgili kurumların yazılı görüşleri alındıktan sonra mahalli komisyonun teklifi ile Ulusal Komisyon üyelerinin yazılı görüşlerini müteakip Genel Müdür tarafından onaylanır. Yönetim planları onay tarihinden itibaren yürürlüğe girer ve ilgili kurum ve kuruluşlara bildirilir.” şeklinde
Yönetmeliğin 36 ncı maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi, “i) Mahalli öneme haiz sulak alanların koruma bölgelerini belirleyerek Genel Müdürlüğe sunmak ve yönetim planlarının uygulanmasını takip etmek.” şeklinde değiştirildi.
Milli Sulak Alan StratejisiYönetmeliğe 39/A maddesinden sonra gelmek üzere eklenen yeni maddeye göre, Ramsar Stratejik Planına uygun olarak maddede yer verilen usul ve esaslar çerçevesinde “Milli sulak alan stratejisi” hazırlanacak. Ulusal Komisyon onayı ile yürürlüğe girecek olan Stratejinin uygulama süresi on yıl olacak, onuncu yılın sonunda mevcut strateji gözden geçirilerek yenilenecek.
Yönetmeliğin 41 inci maddesinin başlığı “Denetim ve idari yaptırımlar” şeklinde değiştirilirken, aynı maddeye, “(3) Sulak alanlarda yer alan faaliyetlerin etkilerini tespit etmek amacıyla 2872 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (e) ve (f) bentleri kapsamında denetim çalışmaları yapılır. Denetime ilişkin usul ve esaslar Genel Müdürlükçe belirlenir.” fıkrası eklende.
Mevcut tesislerde çevresel akışYönetmeliğe eklenen geçici maddeye göre ise;
Yönetmeliğin 8 inci maddenin ikinci fıkrasının (b) bendi kapsamında kalan su yapılarından 30/1/2002 tarihinden sonra işletmeye geçen ve özel sektör tarafından işletilenlerin, bu maddenin yayımı tarihinden itibaren iki yıl içerisinde doğa koruma ve milli parklar müdürlüğüne başvuru yaparak izin belgesi alması zorunlu olacak. İzin belgesi beş yıl süre ile geçerli olacak. Süre bitiminde belirlenen şartlara uyulduğunun tespitini müteakip belge yenilenebilecek. İki yılın sonunda izin başvurusu yapmadığı tespit edilen faaliyetlere 41 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamında idari yaptırım uygulanacak. Faaliyet sahibince, idare tarafından istenilen şartların yerine getirilmesini müteakip izin belgesi başvurusunda bulunulabilecek.
Maddenin yayımı tarihinden önce çevresel akış miktarı belirlenmiş olan tesislerde, iklim değişikliği veya membadaki su kullanım haklarından kaynaklanan zorunlu değişiklikler olması durumunda, Genel Müdürlüğün belirleyeceği usul ve esaslar kapsamında izin belgesi düzenleme aşamasında çevresel akış miktarı yeniden belirlenebilecek.Read More

  • Related Posts

    Nestle Türkiye’ye yeni CEO, Türkiye’nin ilk “Brave Miller”i

    Nestlé bünyesinde 25 yılı aşkın uluslararası liderlik deneyimine sahip Bernie Stefan, 1 Ekim 2026 itibarıyla Nestlé Türkiye CEO’su olarak göreve başlayacak. Avrupa, Asya ve Okyanusya’da farklı marketlerde büyümeye, dönüşüme ve…

    devamı...
    Türkiye en itibarlı markaları seçti!

    İtibar, Türkiye’de iş dünyasının en sık kullandığı kavramlardan biri. Markalar güveni, kaliteyi, toplumsal faydayı ve değerlerini anlatıyor; kurumlar itibarlarını ölçüyor, yönetiyor, korumaya çalışıyor. Ancak bütün bu anlatıların sonunda daha basit…

    devamı...
    wpChatIcon
    wpChatIcon