Deniz ürünlerinde tağşiş alarmı

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) raporuna göre, dünya genelinde yaklaşık her beş deniz ürünü ürününden biri yanlış etiketleniyor. Bu durum, deniz ürünlerini gıda sahtekarlığına en açık sektörlerden biri haline getiriyor.
Küresel nüfusun artması ve tüketicilerin daha sağlıklı, daha düşük karbon ayak izine sahip protein kaynaklarına yönelmesi, deniz ürünlerine yönelik talebi artırıyor. 2022 yılında 185 milyon tonun üzerinde su ürünleri üretildi ve sektörün ekonomik değeri yaklaşık 195 milyar dolara ulaştı. Ürünler 230’dan fazla ülke ve bölgede ticarete konu olurken, ticari olarak 12 binden fazla sucul tür bulunuyor.
Karmaşık tedarik zincirleri tağşiş riskini artırıyorDeniz ürünlerinin tedarik zinciri, ürünün farklı ülkelerde avlanması, karaya çıkarılması, işlenmesi, paketlenmesi ve satılması nedeniyle oldukça karmaşık bir yapıya sahip. Her işlem ve belge değişimi, tağşiş için yeni bir fırsat oluşturabiliyor. Özellikle balığın fileto haline getirilmesi, derisinin çıkarılması, dondurulması veya hazır yemeklere dahil edilmesi, türün görsel olarak belirlenmesini zorlaştırıyor.
Tağşiş yalnızca pahalı bir balığın daha ucuz bir türle değiştirilmesiyle sınırlı değil. Tür değişikliği, ürünün yetiştiricilik ürünü olmasına rağmen avlanmış gibi gösterilmesi, menşe bilgilerinin değiştirilmesi, yasa dışı ticaret ve sürdürülebilirlik iddialarının yanlış sunulması da riskler arasında yer alıyor.
55 ülkede gerçekleştirilen çalışmalar, tedarik zincirinin neredeyse her aşamasında yanlış etiketleme vakaları bulunduğunu gösteriyor. Restoranlarda yanlış tanımlanan deniz ürünlerinin oranının yaklaşık %30’a ulaştığı bildirilirken, Peru’da incelenen örneklerin %43’ünde tağşiş tespit edildi. Çin’deki bir çalışmada ise test edilen ürünlerin %75’inden fazlasının beklenen türden farklı olduğu belirlendi.
Tağşiş artık bir gıda güvenliği sorunuDeniz ürünlerinde tağşişin etkileri ekonomik kayıpların ötesine geçiyor. Türlerin değiştirilmesi, tüketicilerin beklenmedik alerjenlere, doğal toksinlere, parazitlere veya bulaşanlara maruz kalmasına neden olabiliyor. Belgelenen tür değişikliklerinin %58’inin tüketiciler açısından potansiyel sağlık riski taşıyan türleri içerdiği belirtiliyor.
İklim değişikliği de riski artıran faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Arzın azalması ve fiyatların yükselmesi, tür değişikliği ve menşe sahtekarlığı gibi ekonomik amaçlı uygulamalar için daha elverişli bir ortam meydana getiriyor.
Bu nedenle sektörün tağşişle mücadelede yalnızca ürün analizlerine değil; güçlü izlenebilirlik sistemlerine, dijital takibe, risk temelli denetimlere, uluslararası bilgi paylaşımına ve sektör-akademi-kamu iş birliğine yönelmesi gerekiyor. Viyana’da yaklaşık 20 ülkeden temsilcilerin katılımıyla başlatılan yeni Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü/Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (FAO/IAEA) araştırma programı da deniz ürünlerinde sahtekârlığın tespiti için yeni analiz teknolojilerinin geliştirilmesini ve uygulanmasını hedefliyor.Read More

  • Related Posts

    Wegovy hapı için Avrupa’da ilk ülke Almanya
    • adminadmin
    • Ağustos 12, 2026

    Novo Nordisk, hap formundaki Wegovy’nin Almanya’da eylül ayında piyasaya çıkacağını açıkladı. Şirket, 2026’nın 2. yarısında daha fazla AB ülkesinde de ürünü kullanıma sunmayı planlıyor, ancak hangi ülkelerin sırada olduğunu henüz…

    devamı...
    ÇİFTÇİ-SEN: Üzümde verim arttı, yaş üzüm fiyatı 11 TL’ye düştü
    • adminadmin
    • Ağustos 12, 2026

    İZMİR — Çiftçiler Sendikası (ÇİFTÇİ-SEN), 2026 üzüm hasat sezonunun başlangıcında üreticilerin yüksek verime rağmen düşük alım fiyatlarıyla karşı karşıya kaldığını açıkladı. Sendika, sofralık yaş üzüm alım fiyatının 2025’te 16-18 TL/kg…

    devamı...
    wpChatIcon
    wpChatIcon