Bağlandığın Her Şey Esaretindir

Foto: Colton DukeUnsplash

Tutundukça ağırlaşır, bıraktıkça özgürleşirsin

Bağlandığınız şeylerin ne de çok olduğunun farkına ilk olarak pandemide vardınız. En başta, çok kutsadığınız özgürlüğünüzden oldunuz. Hastalandınız. En çok ihtiyaç duyduğunuz anda sevdikleriniz size yaklaşamadı. Sağlığın değerini asıl o zaman anladınız.

Ama unuttunuz. Hem de çok çabuk unuttunuz.

Sonra yüzyılın depremlerini yaşadınız. Vazgeçemediğiniz eviniz başınıza yıkıldı. Asla kaybedemem dediğiniz yakınlarınızı yitirdiniz. Mülkün, makamın ve gücün… Hepsinin 65 saniyede yok olabildiğine şahitlik ettiniz.

Nefes alabilmek hiç bu kadar değerli olmamıştı.

Belki de hayatınızda ilk defa yürekten tövbe ettiniz geçmiş günahlarınıza. Hem de nasuh tövbesiyle…

Ancak deprem de çabuk unutuldu. Malum, insan nisyan ile maluldü. Ve hayat devam etmeliydi, değil mi?

Aslında bu yaşananlar sadece bize, bizim ülkemize veya bu döneme has değildi.

Dünya kurulduğundan ve insanoğlunun imtihanı başladığından beri hiç rahatlıkla geçen dönem olmamıştır ve olmayacaktır da…

Kesintisiz rahatlık, haz ve mutluluk

İnsanın mutluluk arayışında “kesintisiz rahatı” bulabilme beklentisi var hep. Siz de bu beklenti içinde rahatınızın bozulmasına hiç izin vermediniz. Beklentileriniz yükseldikçe gerçekleşmeler hep düşük kaldı ve her ikisinin arasındaki fark büyüdükçe mutsuz, huzursuz ve sürekli şikâyet eden durumuna düştünüz.

Henry Thoreau, insanın vazgeçebildiği eşya oranında zengin olduğunu söyler.

Eşyanın ötesinde bağımlılık yapan her şeyden vazgeçebildiğiniz ölçüde özgürsünüz.

Bir dostunuzun her geçen gün adım adım uzaklaştığını, değiştiğini, iletişimde kelimelerin yetersiz kaldığını, seslerin yükselmeye başladığını fark ettiğinizde, maddi kayıpların çok ötesinde sarsılırsınız. “Neden?” soruları zihninizde sürekli yankılanır ve huzurunuz bozar.

Dostlarınız, aileniz, yakınlarınız… Hepsi birer fani…

Onlara aşırı bağlanmak, çoğu zaman en büyük kırılganlığınız ve esaretiniz olur. Hz. Yakup’un (a.s.) Hz. Yusuf’a (a.s.) olan bağlılığını hatırlayın.

Pandemi ve deprem… Sonrasında ekonomik sıkıntılar…

İnsanlar uzaklaştı, kendi daracık konfor alanına çekildiler. Bu durum sizi daha depresif ve kaygılı hale getirdi.

Peki ne yapmalısınız?

Yapmanız gereken insan-ı kâmil yolculuğuna yeniden başlamanız.

“Kendini, kaybetmekten korktuğun her şeyden vazgeçmek için eğit” sözünün sırrını anlayarak, her gün sizi esir alan şeylerden birer birer vazgeçmeniz.

“İnsan ne kadar az şeyle idare ederse, o kadar mutlu olur; istekler ve ihtiyaçlar çoğaldıkça, özgürlük azalır” der Maksim Gorki. Bu yüzdendir ki Batı dünyası minimalizm akımına sarılmakta.

Ve nihayet, özgürlük sloganları attıran modernite, gerçekte en büyük açık hava hapishanelerini inşa etti.

O halde hiçbir şeyin kalıcı olmayacağını ve tek bir sırt çantası ile bu dünyada kısa bir yolculukta olduğunu kabullenmelisin.

Ölüm korkunu da üzerinden atmalı, ölümün aslında sonsuz hayata başlamanın bir kapısı olduğunu bilmelisin.

Son söz Abdulkadir Geylani’den (k.s.) gelsin:

“Seni; eksiğinle, kusurunla, günahınla, sevabınla, hakikaten sevenin; hata işledin, yanlış yaptın diye seni terk etmeyenin sadece ‘Allah’ olduğunu bilseydin, başkalarına kulluk etmekten vazgeçerdin…”

Aykut GÜL

Kaynak: Read More

  • Related Posts

    Kuantum Laboratuvarından Savaşın Gölgesindeki Tarlaya

    Selamlar! Yine o malum döngüdeyiz; ne zaman dünya çalkalansa, gözler hemen toprağa ve traktörün deposuna çevriliyor. Savaşın gölgesinde mazot ve gübre fiyatlarının nereye varacağını, “Peki ya gıda fiyatları?” sorusunun ağırlığını…

    devamı...
    Ay’da Nohut Keyfi ve 100 Milyon Dolarlık “Kanat” Sesleri

    Geçen haftanın önemli tarım teknoloji gelişmelerini sizler için derledik. Ramazan’ın son demlerine geldik; bir yanımızda yaklaşan bayramın o eski, tanıdık heyecanı, diğer yanımızda coğrafyamızın bitmek bilmeyen o ağır ve buruk…

    devamı...
    wpChatIcon
    wpChatIcon