YAZI TIKANIKLIĞI
Yazamamak…
Ne kadar da zormuş!
Yazmak derken,
akademik yazılar, köşe yazıları,
devam ederken…
Yazamamak da ne?
Yazmaktan kastım: Medium yazıları…
Medium’da yazmak çok farklı…
Çıkarsız, ivazsız, hesapsız…
Medium’da kalbiniz konuşur,
kaleminiz tercüman olur.
Bu yazıda olduğu gibi…
Diğerlerinde ise
aklınız ve zihninizdir konuşan.
Tercümanınız ise klavyeniz…
Yeniden yazabilmek…
Anlaşılmak için,
paylaşmak için yazmak…
Belki de tüm yapmamız gereken,
sadece ilk cümleyi yazabilmek…
Gerisi zaten akıp gelecektir.
Bu yazıda olduğu gibi…
Söz kulağa,
yazı uzağa gider
der atalarımız…
Belki de uzaklara gönderecek bir şeyimiz kalmadı.
Belki de verecek bir mesajımız yok artık…
Yazmak; aynı zamanda susmak,
söylememek,
sesini kısmak,
gürültüsüz haykırmaktır,
der Marguerite Duras.
Belki de bu yazı,
sessiz bir haykırıştır…
Uzun bir aradan sonra,
bir hafta sonu,
aynı ofiste,
depremde geçen zorunlu ikamet zamanlarını
hatırlatırcasına…
Yazmak ya da yazamamak…
Tüm mesele, kalbinizin,
haykırmak istemesinde…
Gerçek yazılar,
kalbinizdekileri kağıda dökebilmek
değil midir?
Yazıların bile “yapaylaştığı” bu zamanda…
Aykut GÜL
Kaynak: Read More







