İyiye Niyetlenmek

Foto: bill wegenerUnsplash

Bir hayat tarzı olarak iyilik

Kötülüğün yaygınlaştığı, kötülüğün köpürtüldüğü, kötülüğün reklamının, anlatımının ve haberinin çokça yapıldığı bir zamandayız.

O nedenle iyiliklerin görünürlüğü azaldı, iyilik kalmadı algısı iyice yerleşti.

Hani, iyiliğe niyetlenir ve yaparsanız on sevap, yapmayıp sadece niyet aşamasında kalırsanız bir sevap alırsınız… Benzer şekilde modern dünyada, yapılan bir kötülük daha çok konuşulduğu ve ona odaklanıldığı için belki de on kat daha büyük görünür.

Bunun en kötü yanı, kötülüğün giderek yaygınlaşması karşısında iyilerin iyilik yapmaktan çekinir hale gelmesi.

Bu vesile ile iki küçük olayı anlatacağım:

İlki;

Ankara’dan Adana’ya dönerken yolda el kaldıran bir gariban için, düşünmeye fırsat bulamadan otomatik olarak frene yüklenmiş ve gideceği yere kadar götürmüştüm. Eskiden bu tür yardımlar çok sıradandı, dahası iyilikten bile sayılmazdı.

Aynen Kemal Sayar’ın dediği gibi, “İyilik erdeminin bir fazlası, iyilik ettiğini fark etmeden iyilikte bulunmaktır. En hafif bir benlik rüzgârı dahi esmeden, doğal, sessiz ve zarif.”

Şimdi ise ‘dünyanın bin bir türlü hali var’ düşüncesiyle, yoldan birini almak mı, hemen akıllara onlarca olumsuz hikâye geliverir.

Daha önce de hep yaptım. Yolda kalmışları arabama aldım. Bunu da büyük bir iyilik olarak görmedim. Empati yaptım hep. Ben veya bir yakınım da yolda kalmış olabilirdi diye…

Ayrıca iyiye niyetlendim ya, bugüne kadar hiçbir kötüye de rastgelmedim, pişman olmadım.

Aldığım o adamın hikayesini dinleyince çok dersler çıkardım kendime.

Bizzat yaşamış birinden bedava hayat dersleri almak… Onlarca kitap devirseniz alamayacağınız dersler…

Kendisini aldığım o noktada, üç saattir birinin kendisini almasını beklediğini söyleyen bir adam. Üç kızını yetiştirme çabası içinde, iş bulabilmek umuduyla gittiği tavuk çiftliğinden aç, yorgun, ümitsiz ve elleri bomboş dönmekte…

Siz ise rahat arabanızda Ankara-Adana arasındaki yolun nasıl geçeceğini düşünüyor ve belki de biraz homurdanıyorsunuz. Oysaki o adam, muhtemelen onlarca kişiye minnet etmiş, el kaldırmış ve reddedilmiş.

En ağırıma gideni ise almamaları bir yana, bir de terbiyesizce el-kol hareketleri yapmaları, diyor adam.

Onunla yüz kilometre kadar birlikte yol aldık. Ondan çok şey öğrendim. Elimdeki nimetlerin farkına vardım. Şükrettim. Şükredebildiğime şükrettim.

Her ne kadar yoldan birini aldığım için dostlardan ve yakınlarımdan azar işitsem de …

İkincisi;

Geçenlerde alışveriş için şarküteri tarzında bir işyerine girdim. Yoğunluk vardı. Benim beklediğimi fark eden bir genç kadın yaklaştı ve ne istediğimi sordu. Elindeki çantadan dolayı orada çalışan birisi olup olmadığını anlayamadım ve bunu sordum. Bir yandan bana yardım ederken diğer yandan bu işyerinden bugün ayrıldığını ve arkadaşları ile vedalaşmak için beklediğini söyledi. Şaşırdım… Sanki hiç ayrılmamış gibi can-u gönülden o işyerinin bir çalışanı gibi devam ediyor, güleryüz gösteriyor ve müşterileri memnun etmeye çalışıyordu. Belli ki çıkışı verilmiş, çantasını koluna takmış ve bunu yapmaya hiçbir mecburiyeti yok. Aksine birçok çalışan, ayrıldıkları işyeri hakkında kötü konuşur, beddua eder ve zarar vermeye çalışır. Bu konudaki düşüncelerimi ve takdir hislerimi kendisine ilettim tabii ki…

“İnsanı insan yapan, kötü olmaya gücü olduğu halde iyi olmayı seçebilmesidir” der Nazan Bekiroğlu. İşin özü iyiyi seçmek, iyilik yapmak ve iyilerle beraber olmak…

Her sabah evden çıkarken iyiye ve güzele niyet etmek.

Çünkü hep aradığımız mutluluk, Ben Carson’ın dediği gibi, aldıklarımızın değil, verdiklerimizin bir sonucudur.

Peki iyi ve kötü konusunda şüpheye düştüğümüzde ne yapmalı? Bunun sırrını da Ahmed bin Hanbel (ks) veriyor: “İyilik, kalbin uygun gördüğü ve yapılmasını onayladığı şeydir. Günah ise içini tırmalayan ve başkaları sana yap diye nice fetvalar verse bile içinde şüphe ve tereddüt uyandıran şeydir.”

O halde yapmamız gereken, iyiliği yapmanın ötesinde onu yaymaya çalışmak, kötülüğü ise önlemek ve onun hakkında mümkün olduğu kadar az konuşmak…

Aykut GÜL

Medium | Medium’a Ücretsiz Katılın | Yazılarıma Ücretsiz Abone Olun | Dünya Gazetesi | YoutubeX

Kaynak: Read More

  • Related Posts

    Kuantum Laboratuvarından Savaşın Gölgesindeki Tarlaya

    Selamlar! Yine o malum döngüdeyiz; ne zaman dünya çalkalansa, gözler hemen toprağa ve traktörün deposuna çevriliyor. Savaşın gölgesinde mazot ve gübre fiyatlarının nereye varacağını, “Peki ya gıda fiyatları?” sorusunun ağırlığını…

    devamı...
    Ay’da Nohut Keyfi ve 100 Milyon Dolarlık “Kanat” Sesleri

    Geçen haftanın önemli tarım teknoloji gelişmelerini sizler için derledik. Ramazan’ın son demlerine geldik; bir yanımızda yaklaşan bayramın o eski, tanıdık heyecanı, diğer yanımızda coğrafyamızın bitmek bilmeyen o ağır ve buruk…

    devamı...
    wpChatIcon
    wpChatIcon