KAMİL İNSAN
“Kibir ve inat, bir kişinin kendini önce mükemmel görmesini sonra da sonunu oluşturur.” — Tolstoy
Yüz milyar galaksinin bulunduğu bir evren. Her bir galakside iki yüz bin yıldız. Sonuç, 22 sıfırlı, telaffuzunda zorlandığımız bir sayı.
Güneş, bunlardan biri olan orta büyüklükte bir yıldız. Dünya ise güneşin sekiz gezegeninden sadece birisi.
Halen 8,5 milyar insanın yaşadığı, yüz milyardan fazlasının ise dünyadan gelip geçtiği, meşakkatle dolu bir imtihan yeri.
Ve sen, sınırları asla bilinemeyen, mesafelerin ışık yılı olarak anlatıldığı, ancak yine de yeterince kavranamayan muhteşem kainatta, sonsuz hayatla kıyaslandığında sıfır hükmünde olan kısacık bir ömre sahipsin.
Ancak kibrin o kadar büyük ki yürüyüşüne bile yansıyor. Yerlerden toz kaldırırcasına havalı yürüyüşler, toplumun vazgeçilmezi olduğunu, sen olmadığında hayatın neredeyse duracağını zannetmeler.
Meleklerin hocası, müthiş ilim sahibi şeytan da bu büyük hataya düşmedi mi? “Ben, üstünüm ondan!” diyerek kibre kapılması ve secde etmeyi reddetmesiyle kovulmuşlardan olmadı mı?
Ebu Cehil de demedi mi, “Neden beni seçmedi de onu seçti?” Hz.Peygamberin (as) peygamber olduğunu bilen ancak kabullenmeyen bir Ebu Cehil. Peygamberliğin, olacaksa onun hakkı olduğunu savunan bir kibir abidesi. Kibri, onu da helak etti.
İki yüz bin galaksi çarpı iki yüz bin yıldız… gezegenler ve milyarlarca insan… Deniz kenarındaki kumsaldaki kum taneleri gibi çok… Sen ise ufacık, zayıf, cüzi iradenle sınırlı, külli iradeye mahkum, bir kum tanesi bile olmayan zavallı kulsun. O da eğer kul olabilirsen…
O halde kibirlenmek, gururlanmak senin neyine?!
Şeytan Adem’e secde etmedi. Seni Allah’a secde etmekten alıkoyan nedir? Tembellik mi? Yoksa farkına varmadığın kibrin mi?
…
Şimdi bir başka boyuttan bakalım.
Sen bir seçilmişsin. Yüce Yaratıcı’nın (cc) seçip, kısa bir zaman için, eşrefi mahluk olabilmen için dünyaya gönderdiği önemli bir kulsun.
Kur’an-ı Kerim’de doğrudan sana yüzlerce hitap var. Eğer duyabiliyorsan…
Sana verdiği sayısız randevular var Rabbinin… Namaz randevularına sadık mısın? Başlangıç tekbirini alırken O’ndan gayrı her şeyi arkana atabiliyor musun?
Evet, Rabbin seni seçti. Her gün seni huzuruna bekliyor. En azından bir valinin huzuruna çıkar gibi hazırlanman gerekmez mi? Bakımlı, temiz, acziyetinin farkında, sadece O’ndan yerdım dileyen… Secde anında o yakınlığı tüm zerresine kadar hisseden…
Dünyada her gece, bilinen hiçbir rahatsızlığı olmayan 89 bin kişi uykularında ölüyor ve sabaha uyanamıyorlar. Uyanabilenler seçilenlerdir ve sen bunlardan biri değilsin.
Hz. Ebubekir’in, “Ya Rab! Bedenimi öyle büyüt ki cehennemi doldursun da başkasına yer kalmasın” yakarışı, kulun, kullukta ulaşabileceği son nokta değil mi? Çünkü o da seçilmişlerdendi.
Cennetle müjdelenen aşere-i mübeşşere de seçilmişlerdendi.
Seçilmek büyük bir onur. Ancak bunun karşılığı kibirlenmek değil, bilakis O’na acziyetini itiraf etmektir.
…
Evet, kibir veya seçilmişliğin farkında olmak. Ona göre davranmak.
İşte bu seni esfel-i sefiline indirecek veya eşref-i mahlûk seviyesine çıkaracak.
Seçim senin… İyi kullanırsan cüzi iradenin, sana bahşedilen büyük bir güç olduğunu fark edeceksin.
Ve nihayet yolun sonunda, sürur, huzur, kurtuluş ve ebedi hayatta ebedi mutluluk senin olacak.
Aykut GÜL
Medium | Medium’a Ücretsiz Katılın | Yazılarıma Ücretsiz Abone Olun | Dünya Gazetesi | Youtube | X
Kaynak: Read More







