Seher

Foto: Parth KachhadiyaUnsplash

“Onlar seher vaktinde istiğfâr ederler.” (Zâriyât, 18)

Gecenin bir vakti uyanırsınız. Uykunuzu da tam almış hissedersiniz. Saate bakarsınız, sabaha daha çok var dersiniz. Yatakta sağa-sola döner, yeniden uykumaya çalışırsınız.

Tüm endişeniz, uykunuzu alamamış olmak ve ertesini günün verimsiz geçmesine yol açmak.

Ama nafile… Artık tamamen uyandınız ve zindesiniz.

Aslında melatonin hormononun zirve yaptığı bir saat bu saat.

Sonra aklınıza gelir seher vakti olduğu. İşte fırsat, kalk ve Rabbine yönel. Herkes uyurken, riyasız, telaşsız…

Demek ki Rabbin seni seçti huzuna almak için. Hayatta kaçırılmayacak anlardır bu anlar.

Hz. Peygamber’e (sav) kulak ver: “Rabbin kula en yakın olduğu vakit, gecenin son kısmının ortasıdır.” İşte bu vakit seher vaktidir.

Haydi, O’na yönel, dile O’ndan ne dilersen. Dilemenin sınırı da yok. O’nun hazinesi sonsuz. Hz. Süleyman’ın Rabbinden istediği gibi iste…

İstemek… ve bunu O’na en yakın saatte yapmak. Asla kaybetmeyeceğiniz bir durum. Verirse… istediğinizi almış olursunuz. Vermezse… daha hayırlısı var demektir sizin için… Ama her halükarda O’na yakınlaştınız. Zaten istemenin esrarı da bu değil mi?

Mü’minin kalbinin, Kur’ân’ın kalbinin (Yâsîn) ve gecenin kalbinin (seher vakitleri) birleştiği o anda kulun isteğinin verileceğini söyler, Hâce Ali Râmitenî (ra).

Günümüz insanın belki de en büyük kaybı seher vakitleri. İster inancını yaşamak, isterse dünyevi işlerini en verimli şekilde tamamlamak için önemli bir fırsat bu vakitler.

Geç yatan, tok yatan, seher vaktine niyetlenmeyen, gündüzünü heva ve hevesler peşinde geçiren insanımız maalesef seher vakti uyanamıyor.

Üzerine uyurken sabah güneşi değmemesi gereken insan için çok uzak bir hedef mi yoksa benim söylediklerim?

Bazılarımız aslında hiç kaçırmıyor bu vakitleri, seher olduğunu farketmeseler de… Dolar milyarderlerinin, büyük şirketlerin CEO’larının sabah en erken kalkanlar olduklarını anlatan “best-seller” kitaplardan esinlenenlerden çok az sayıda insan bu saatlerde uyanıyor, “meditasyonlarını” yapıyor, filtre kahvelerini yudumlarken günün en önemli işlerine odaklanıyorlar…

Robin Sharma’nın “The 5 AM Club” kitabı bunu en iyi anlatır.

Benim kastım bu grupta yer alanlar değil. Kastım “seheri” anlayan, farkında olan ve iç alemindeki hasarları en iyi bu saatlerde giderebileceğini bilen çok az sayıdaki seçkin insan.

Bu seçkinler, gündüzün manevi kirlerini seher vakitlerinde gözyaşları ile yıkarlar.

Modernist insanın bu saati “verimlilik” odaklı olarak değerlendirmesine elbette karşı değiliz. Ancak o vaktin özelliğini anlayarak ve o saati Allah için ihya etmeye niyetlenerek yapıldığında, her ne yapıyorsanız o iş bereketleniyor.

Zaman yönetimi konusunda modernizmin en büyük yanılgısı, “zamanın bereketlenmesi” kavramından habersiz oluşu. İnsanın bir kaç saniye süren bir rüyayı, saatlerde sürmüş gibi hissetmesi buna örnek olabilir. Ölüm öncesi deneyim yaşayanların, bir kaç dakikalık kalp durması anını günlerce sürmüş gibi anlatmaları bir diğer örnek…

Seher vakti de işte günün en bereketli zaman dilimi… Kimine x3, kimine x5, kimine ise x? kat değerlenen eşsiz anlar…

Uyanınca ilk işimiz penceremizi açıp temiz havanın içeriye dolmasını sağlamak olmalı… Gece boyu temizlenmiş dış hava maneviyat yüklü…

Sonrasında, farz namazlardan sonra en değerlisi olan teheccüt namazını kılma ayrıcalığını kaçırmamak.

Riyasız, reklamsız, benlikten sıyrılmış, sadece Yüce Yaratıcı’ya adanmış o çok özel saat…

Bir yandan önceki günün hesabını kapatırken, diğer yandan başlayacak yeni gün için manevi enerji depolaması yapmak…

Saba makamında okunan sabah ezanını uyanık ve huşu içinde dinlemek ise herkese nasip olmayan bir ayrıcalık…

Nihayetinde gün doğumunu temaşa ederken yudumlanacak bir fincan kahve, bizi güne her yönden hazırlamış olacak. Sonrası iyi bir güne ve iyiliklere niyet etmek…

Ne dersiniz? Denemeye değmez mi?

Aykut GÜL

Kaynak: Read More

  • Related Posts

    Kuantum Laboratuvarından Savaşın Gölgesindeki Tarlaya

    Selamlar! Yine o malum döngüdeyiz; ne zaman dünya çalkalansa, gözler hemen toprağa ve traktörün deposuna çevriliyor. Savaşın gölgesinde mazot ve gübre fiyatlarının nereye varacağını, “Peki ya gıda fiyatları?” sorusunun ağırlığını…

    devamı...
    Ay’da Nohut Keyfi ve 100 Milyon Dolarlık “Kanat” Sesleri

    Geçen haftanın önemli tarım teknoloji gelişmelerini sizler için derledik. Ramazan’ın son demlerine geldik; bir yanımızda yaklaşan bayramın o eski, tanıdık heyecanı, diğer yanımızda coğrafyamızın bitmek bilmeyen o ağır ve buruk…

    devamı...
    wpChatIcon
    wpChatIcon